Muhammet İSPİRLİ

Muhammet İSPİRLİ

[email protected]

milli EĞİTİM (!..)

03 Eylül 2014 - 02:25

Yıllar önce, dönemin Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nu gazeteci olarak takipteyim.

Ardahan’daki 80 yataklı öğretmenevini hizmete açan Bakan Bostancıoğlu, üst kattaki salonda çoğunluğu partili kalabalığın “Ardahan, yıllardır üniversite sınavları başarı sıralamasında sondan birinciliği elden bırakmıyor… Bu gidişata ne zaman son vereceksiniz?” eleştirileri karşısında adeta açtı ağzını yumdu gözünü…

Kars’tan Ardahan’a geçerken, belli ki yol üzerindeki Avşar kızının babasının köyü Bostancıoğlu’na gösterilmiş;

Peki dedim, (Hülya Avşar‘ın bu köye bir katkısı var mı?), (Yok) dediler. Bu tip yerleri belirliyorum. Ankara‘ya gidince Hülya Avşar‘ı ya da bu gibi yerlerdeki işadamlarını Bakanlığa çağıracağım. Senin köyüne karşı hiç mi sorumluluğun yok diyeceğim..

Anadolu, fen ve yabancı dil ağırlıklı liselerin kaldırılacağını, bu anlamda da iller arasındaki ekonomik, sosyolojik ve dolayısıyla eğitim bakımdan eşitsizliğin ortadan kalkacağını ifade eden Bostancıoğlu, orta öğretimde yeni bir düzenlemeye gidilerek 8+4 sistemine geçileceğini, liselerin genel eğitim, meslek ve imam hatip liseleri olarak üç ana grupta toplanacağını söylemişti.

Sayın Bakan’ın o sıra yine hayran kaldığım iki satır başını daha aktarmak isterim:

Birincisi; “Herkes bana müdürlük, öğretmenlik tayini için geliyor. Ben başarılı öğrenci yetiştiren öğretmenlerin destekçisiyim. İhtiyaç fazlası bir yere atama isteniyorsa, kafama tabanca dayasalar, bakanlığıma tankları yöneltseler, kimse bana bu tayini yaptıramaz” ifadesi..

İkincisi; Yönlendirmedeki ‘’lobi’’ kelimesinin Türkçe isimle değiştirilme emriydi…

Gazeteci arkadaşlar aşağıda yemekteydiler… Ben bu bilgileri alır almaz bir kat aşağı inerek bulabildiğim telefonla haberi merkeze ilettim.

Tabii, o günler internet yok, haberler de öyle kolay kolay araklanıp çalınmıyordu…

Ertesi gün sabah erken saatlerde Ardahan’dan Kars’a konvoy halinde geldiğimizde, eski belediye binasının önünde araçtan iner inmez korumalar bana yöneldi. Koro halinde beni, Sayın Bakan’ın meydanın ortasında bekleyen makam aracına götürdüler.

Sayın Bakan: “Bu ne rezillik? Ben mi söyledim bunları?

-Evet sizin ifadeleriniz…

Başka kelam olmadı…

Gazeteler henüz gelmemişti Kars’a.. Telefonla iletilmişti gazete başlıkları Bakan Bey’e…

Gazeteler Kars’a geldiğinde ise, gördük ki farklı ifade ve yorumlarla birçok gazetenin sürmanşetiydi Bostancıoğlu’nun söyledikleri…

O günü öyle geçirdik…

Akşam Erzurum’a geldiğimde, hayli geç bir vakitte Sayın Bakan kaldığı Sarıkamış’taki otelden beni aratmıştı.

-“Delikanlı gazeteler abartmışlar biraz… ‘’

-“Ama efendim genel anlamda sizin söylemleriniz. Bendeki ses kayıtlarında mevcut…’’

-‘’Tamam delikanlı, sen sıkma canını.. Ben Ankara’ya gider gitmez bir basın toplantısıyla durumu düzelteceğim…

Bana delikanlı demişti ama Bakan Bey de delikanlı çıktı… Sözünün eriydi, söylediğini yaptı… Yıllar sonra karşılaştık, anımsadık gülüştük…

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum