Dağılıca baskını ve işte o teröristin korkunç itirafları

Baskın sırasında bir asker, Almanya'da bulunan rahmetli Yazıcıoğlu'nu aramış, Yazıcıoğlu da Cumhurbaşkanı Gül'ü aramıştı

Dağılıca baskını ve işte o teröristin korkunç itirafları
19 Kasım 2012 Pazartesi 11:40

Hakkari'nin Dağlıca, Hantepe, Gediktepe sınır karakollarına düzenlenen ve 27 şehit verilen 3 PKK saldırısından 21 Ekim 2007 günü 12 askerin şehit olduğu 'Dağlıca' eylemine katılan PKK'nın sözde Tendürek dağı sorumlusu Bitlis-Tatvan nüfusuna kayıtlı "Şerkeşt" kod Zafer Zal, güvenlik üçlerine verdiği ifadesinde Dağlıca eylemini nasıl gerçekleştirdiklerini anlattı.

Ağrı Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile Özel Hareket Timleri'nin 8 Aralık 2011 günü Hamur'un Yuvacık köyü Keleşkom mezrasında saklandığı öğrenilen 'Serkeşt' kod adlı PKK'lı Zafer Zal'ı düzenlenen operasyonla uyurken yakaladı. Dağlıca, Hantepe ve Gediktepe sınır karakollarına düzenlenen ve 27 şehit verilen 3 PKK saldırısına da katıldığı öne sürülen Tendürek sorumlusu Zafer Zal'ın itirafları sonucu, grubunda bulunan İbrahim Tikan, Mehmet Acar ile üç örgüt üyesine yardım ve yataklık eden 6 köylü tutuklandı.

-ERZURUM'DA YARGILANIYOR-

Erzurum 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan 'Şerkeşt' kod Zafer Sal, 'Fırat' kod İbrahim Tikan ve Mehmet Acar hakkında 'Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak, silahlı terör örgütüne üye olmak, kamu görevlisini tasarlayarak öldürmek, nitelikli yağma, terör örgütüne silah sağlamak' suçlarından müebbet hapis isteniyor.

Örgüte 1995 yılında katılarak örgütün başta Kuzey Irak, Suriye ve İran'daki eğitim kamplarında uzun yıllar 'tim' komutanı olarak görev yapan 'Şerkeşt’ kod Zafer Sal, güvenlik güçlerine 12 askerin şehit olduğu Dağlıca eylemini nasıl gerçekleştirdiklerini itiraf etti. Sal, ifadesinde şunları söyledi:

"Dağlıca eyleminin keşfinin ne kadar süreli çalışma olduğunu bilmiyorum. Eyleme 350-400 kişi ile katıldık. İlk olarak eylem öncesi yapılabilecek askeri operasyona göre savunma hattı oluşturuldu. Bu savunma hattında 200 örgüt üyesi görevlendirildi. Savunma hatları Dağlıca Karakolu'nun batı tarafında bulunan Cilo Dağı'nın eteklerindeki zirvelere 80 kişilik gruplar yerleştirildi.

Dağlıca Karakolu'nun güney tarafında bulunan stratejik zirvelere ise yine savunma amaçlı 50-60 kişilik kuvvet yerleştirildi. Dağlıca Karakolu'nun Doğu tarafında 'Çarçeledan' Tepe ile Karatlan bölgesine kadar savunma hattı ile önlem alındı. Bu alana da 90 kişilik grup konuşlandırıldı. Savunma hatları eylem birliği harekete geçirilmeden bir gün önce yukarıda belirttiğim noktalara yerleştirildi.

Daha sonra, eylem birliği harekete geçirildi. Eylem alanına gittiler, eylem birliğinde tepelere göre birinci tepe köyün hemen üzerindeki zirvedir. Bu tepe iki saldırı koldan oluşturuldu. Bu kolda 8 kişi vardı. 'Zindan' kod Yüksekovalı ve 'Şahin' kodu Diyarbakırlı bu tepeden sorumlu olarak tutuldu.

Yine birinci tepe takviye grubu oluşturuldu. Bu grupta ise dört kişi vardı. Birinci Tepe'nin savunma gurubu içinde iki adet biksi, B-7 roketatar üç kalaşnikof vardı. İkinci Tepe olarak bilinen bölgeye ise birinci tepenin alt kısmı olan yani batı tarafında bulunan hakim tepelere gerilla konuşlandırıldı. Ağır silahların hepsini, mühimmatları katırlarla kolların savunma yerlerine kadar getirildi. Baskın öncesi toplam 400-450 kişi vardı. Hareketliliğin fark edilmemesi için ağaç dalları ile gizli hareket edildi.

Çatışmanın ilk başlaması ve bütün hazırlıklar bittikten sonra, saat olarak tam hatırlayamadım ancak, geç saatti. Sızma grubu karakola yaklaşık 50 metre kadar yaklaştı.

‘KARAKOLUN İÇİNE GİRDİK’

O telsiz talimatı geldikten sonra, ilk olarak tepeciler ateş açtı. Daha sonra nöbetçi askerler saldırıya ateşle karşılık verdi ve büyük çatışma başladı. Daha sonra karakolun içerisine girildi. Karakol da vuruldu. Karakola sızma yapan grup, eylemi gerçekleştirdikten 20-25 dakika sonra ayrıldı. Benim bildiğim yakalanan askerler tepedeki mevzide nöbet tutan askerlerdi.

Eylem öncesi bu bölgede Heronlar hemen hemen her gün geziyordu. Biz bunları görüyorduk. Ama eylem günü Heronları görmedim. Ancak, eylem başladıktan yaklaşık 10-12 saat sonra Heronları Zap ve Zağros'un güney tarafında ve Avişan tarafında gördük. Uçaklar bu bölgeyi sabah vurmaya başladılar.

Ben bu eylem sırasında Cilo Dağı'nda oluşturulan savunma birliği içinde yer alıyordum. Bu eyleme katılmadın, her hangi bir ağır silah da kullanmadım. Benim bulunduğum nokta da çatışmalar yer yer yaşandı.

Eylem sırasında askerin karşılık verdiği ateşle çok sayıda örgüt elamanı öldürüldü. Benim bildiğim Dağlıca eylemine Muşlu 'Ape-Hus' kod Kadri Çelik, planlayanlardan biriydi, eylem sırasında savunma hattında yer alıyordu. 'Çiya' kod saldırı koordinesinde yer aldı. Eylem sırasında savunma hattındaydı.

'Reşit' kod, 'Rojin' kod, 'Ağit-Civiyan' kod, 'Herekol' kod, 'Zelal' kod, 'Çimşit' kod, saldırıda yer aldı. Bu isimlerini saydıklarım kişiler örgüt üst düzey savaşçılarıdır.

Benim bildiğim kadarıyla Dağlıca Karakolu’na eylem baskını talimatını 'Abbas' kod Duran Kalkan, 'Doktor-Bahoz-Erdal' kod Fehman Hüseyin, 'Ape' Hüseyin' kod Kadri Çelik yapmıştır.

Yukarıda ifademde belirttiğim gibi Dağlıca baskını ile ilgili olarak söylemeyi unuttuğum birkaç husus var. Bunlardan en önemlisi 'Abbas' Kod Duran Kalkan, 'Sabri' kod Fethi Şarlatan, ‘Gülistan' kod Emine Türk bu eylemi Avaşin'den bir zirvede eylemi seyrettiler."

-BASKIN SIRASINDA BİR ASKERİN, ALMANYA'DA BULUNAN RAHMETLİ MUHSİN YAZICIOĞLU'NU ARADIĞI İDDİA EDİLMİŞTİ-

Baskın sırasında bir askerin yardım için, Almanya'da bulunan rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nu telefonla aradığı, Yazıcıoğlu'nun da Cumhurbaşkanı Gül'ü aradığı iddia edilmişti.
Beyaz Gazete'nin CİHAN'a dayandırarak o dönem verdiği habere göre, olay şu şekilde cereyan etmiş:
1 Ekim 2007 tarihinde yaşanan Dağlıca baskını sırasında bir askerin Yazıcıoğlu'nu aradığı ve yardım istediği ortaya çıktı. Yazıcıoğlu ile asker arasındaki telefon görüşmesine şahit olan Avrupa Türk Kültür Dernekleri Birliği eski Başkanı Recep Yıldırım, o gece tanık olduğu anları Cihan Haber Ajansı (CİHAN)'na anlattı. Yıldırım,
Muhsin Yazıcıoğlu'nun askerin yardım istemesinin ardından CumhurbaşkanıAbdullah Gül'e bilgi verdiğini söyledi.

Yıldırım'ın bu iddiasını o dönem Dağlıca Tabur Komutanı olan
Onur Dirik de doğruluyor. Dirik'e göre Yazıcıoğlu'nu arayan kişi asker değil, üst düzey değerlendirme yeteneğine sahip, şahsi telefonu olan rütbeli personel.

'BAŞKANIM SENİN ELİN UZUNDUR, BİZE YARDIM ET'
21 Ekim 2007 tarihinde
Türkiye, Dağlıca saldırısı ile sarsıldı. Kuzey Irak'tan gelen yaklaşık 150 kişilik terörist grubu, sınıra 4 kilometre uzaklıkta bulunan Dağlıca'daki Komanda Taburu'na ağır silahlarla saldırdı. 12 mehmetçiğin şehit olduğu, 16 askerin yaralandığı ve 8 askerinde teröristler tarafından kaçırıldığı saldırı gecesiyle ilgili yeni bilgiler gün yüzüne çıktı. Saldırının olduğu gece Almanya'nın Frankfurt eyaletinde olan BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu'na terörist ateşine maruz kalan askerlerden birinin telefon açıp yardım istediği iddia edildi. Avrupa Türk Kültür Dernekleri Birliği Eski Başkanı Recep Yıldırım, askerin baskın esnasında aradığını ve Yazıcıoğlu'ndan yardım istediğini söyledi. Yıldırım, "Biz her sene belirli tarihlerde teşkilat içi seminer yaparız. Bu seminerler genelde Frankfurt'taki Global Otel'in konferans salonunda düzenlenir. Muhsin başkanımız da her sene katılır ve seminerlerimiz sabahlara kadar sürer. 21 Ekim 2007 tarihinde düzenlediğimiz seminerde Muhsin başkan konuşma yaparken bir telefon geldi. Arayan kişi cephede savaşan askerdi ve 'Başkanım zor durumdayız, iki buçuk saattir çarpışıyoruz, hiçbir yerden yardım alamıyoruz. Senin elin uzundur bize yardım gelmesini sağla' dedi. Muhsin başkan 'Aslanım ben Almanya'dayım' diye cevap verince asker 'Başkanım siz bir yerlere ulaşırsınız' dedi. Bu olayı dün gibi hatırlıyorum ve benimle birlikte 150 kişi de şahittir." dedi.

'DAĞLICA SALDIRISININ HABERİNİ GÜL'E YAZICIOĞLU VERDİ'
Muhsin Yazıcıoğlu'nun, bu görüşmenin ardından
CumhurbaşkanıAbdullah Gül'ü aradığını söyleyen Recep Yıldırım, Gül'ün konudan haberinin olmadığını belirtti. Yıldırım, Yazıcıoğlu ve Gül arasında geçen diyalogları şu şekilde anlattı: "Rahmetli Genel Başkanımız asker ile görüşmesinin ardından CumhurbaşkanıAbdullah Gül'ü aradı ve askerden edindiği bilgileri paylaştı. Sayın Gül'ün de o ana kadar olaydan haberinin olmadığını söyledi. Aradan 15-20 dakika geçtikten sonra CumhurbaşkanıAbdullah Gül, rahmetliyi aradı ve 'size gelen bilgi doğrudur' dedi. Muhsin Yazıcıoğlu, askerden edindiği bilgiyi Cumhurbaşkanı teyit etti."

'NE YANİ BEN Mİ GİTSEYDİM ÇATIŞMA BÖLGESİNE'
CumhurbaşkanıAbdullah Gül ile telefon görüşmesini yaptıktan sonra Muhsin Yazıcıoğlu'nun yan taraftaki odaya geçtiğini söyleyen Recep Yıldırım, burada bazı telefon görüşmeleri yaptığını ve yardım gelmemesine çok sinirlendiğini dile getirdi. Yazıcıoğlu'nun 'ne yani ben mi gitseydim' diye tepki gösterdiği görüşmeyi şöyle anlattı: "Muhsin başkan konuşma yapılan salonun yanındaki odaya geçti. Burada bazı kişiler ile telefon görüşmeleri yaptı. Fakat hiç alışık olmadığımız şekilde bağırarak konuşuyordu. O konuşmaları hatırlıyorum. Bir askeri yetkiliye telefonda bağırarak şöyle konuşuyordu başkan: Bak, bak çocuklar çarpışıyor. Almanya'dan Türkiye'ye 2 saatte uçaklar gidiliyor. Bu çocuklar '2.5- 3 saattir çarpışıyoruz' diyor ama bir yardım gelmiyor. Ne yani ben mi gitseydim."

'YAZICIOĞLU SAYESİNDE O GECE ZAFİYET İÇİNDE OLANLARI ÖĞRENMİŞ OLDUK'
O gece yaşadıklarını asla unutamadığını söyleyen Recep Yıldırım,
Muhsin Yazıcıoğlu sayesinde terörün bitirilmesi konusunda bazı şahısların ne kadar zafiyet içinde olduğunu öğrendiklerini belirtti. Yıldırım, "O gün biz rahmetli genel başkanın Türkiye ile ilgili bilhassa da askeriye ile ilgili neler yaptığını, neler yapmak istediğine şahit olduk. Terörün bitirilmesi konusunda zafiyet içinde olan şahısları da öğrenmiş olduk. Bu anlamda gerek hükümete, gerekse ilgili yerlere ne gibi raporlar verdiğini bizlere anlattı. Yıllardır bize 'Muhalefet demek her şeye karşı gelmek demek değildir. Ülkenin menfaatine inandığın bir konuda iktidara destek vermek gerekiyor. İtiraz ettiğin bir konu var ise o itiraz hakkında bir alternatif sunmak ve içinin dolu olması gerekir.' derdi." ifadelerini kullandı.

'YAZICIOĞLU, SALDIRININ OLDUĞU GECE
TÜRKİYE'YE DÖNDÜ'
Muhsin Yazıcıoğlu'nun uzun yıllar özel kalemliğini yapan
Okan Köksal da Dağlıca baskınından bir hafta sonra Diyarbakır'a ve Şırnak'a gittiklerini, Yazıcıoğlu'nun bölgede bir dizi temaslarda bulunduğunu belirtti. Baskının olduğu gecenin sabahında Almanya'daki programı yarıda keserek aktarmalı uçakla Türkiye'ye dönüş yaptıklarını sözlerine ekledi.

ABDULLAH GÜL: HABER KAYNAKLARIN SAĞLAMMIŞ
CumhurbaşkanıAbdullah Gül, Dağlıca saldırısından hemen sonra BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu Köşk'e davet etmiş, Yazıcıoğlu da o dönem partinin genel başkan yardımcısı olan ve şimdiki BBP Genel Başkan olan Mustafa Destici ile birlikte Gül'ü ziyaret etmişti. Cihan'a konuşan Mustafa Destici, o görüşmeyi şöyle anlattı: "Sayın Abdullah Gül'ü hem yeni görevinden ötürü hayırlı olsun demek, hem de 'terörle mücadele' raporunu sunmak maksadıyla ziyaret ettik. Bu görüşmede terörle mücadele konusunda karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Abdullah Gül bu görüşmede merhum Yazıcıoğlu'na 'haber kaynakların sağlammış' dediğini hatırlıyorum."

'O GECE YAPTIĞIMIZ TESPİTLER İLE YAZICIOĞLU'NUN TESPİTLERİ ÖRTÜŞÜYOR'
Cihan Haber Ajansı'na konuşan dönemin Dağlıca Taburu komutanı
Onur Dirik, çatışma sırasında Yazıcıoğlu'na gelen telefonu doğruladı. O gece yaptıkları durum değerlendirme toplantısında elde ettikleri tespitlerin, Yazıcıoğlu'nun saldırıyla ilgili yaptığı tespitlerle örtüştüğünü söyledi. Dirik, "Çatışmanın dördüncü beşince saatlerinde bazı rütbeli arkadaşlar ile kendi aramızda kısa bir değerlendirme yaptık. Bu değerlendirmede bazı tespitlerimiz oldu. Taburun üzerinde bulunan şüpheli ve kimliği belirsiz hava aracının varlığı. O gece bize Yüksekova istikametinde taburu neredeyse boşaltacak şekilde bir intikal görevi verilmiş olması ve intikal yolundaki köprünün de saldırıyla eş zamanlı olarak teröristler tarafından havaya uçurulması. Teröristlerin genel taktiklerine uygun olarak yalnızca ileri üst bölgelerine değil taburun merkezini de kapsayacak şekilde bütün tabur unsurlarına eş zamanlı bir saldırı gerçekleştirerek tabur merkezine girmeye de teşebbüs etmeleri. Görülmemiş çapta ve sayıda ağır silah kullanmaları nedenleriyle bu yapılan eylemin çok komplike bir plana dayandığı. Teröristlerin böyle bir eylemi planlama ve icra bakımından kendi başlarına yapamayacakları sonucuna ulaşmıştık. Tüm bunları yapabilmek için ayrıca örgütün de çok sağlam istihbarat bilgisi almış olması lazım. Nitekim olaydan kısa bir süre sonra rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu da benzer tespitlerde bulunmuştu. Kendisinin bu kadar isabetli tespitlerde bulunabilmesi için bizim yaşadıklarımızı ve bu değerlendirmeleri bilmesi gerekir. Bu da ister istemez tabur içinden kendisinin değerlendirme ve iletişim kabiliyetine sahip bir kişiden çatışmanın gerçek niteliği hakkında bilgi alma ihtimalini akıllara getiriyor."

DAĞLICA KOMUTANI DİRİK: 'YAZICIOĞLU'NU ÜST RÜTBELİ PERSONEL ARADI'
Dirik,
Muhsin Yazıcıoğlu'nu arayan kişinin üst rütbeli personel olduğunu söyledi: "Tabur komutanlığı görevini bitirdikten sonra çatışma esnasında taburdan bir uzman çavuşun Muhsin Yazıcıoğlu'nu aradığını söylediler. Fakat ben, bir uzman çavuşun o gece Yazıcıoğlu'na telefon edebileceği kanaatinde değilim. Çünkü telefon eden rütbelinin iletişim imkanlarının yeterli düzeyde olması gerekir. Dolayısıyla Yazıcıoğlu'na telefon eden kişinin küçük rütbeli personel olduğuna ihtimal vermiyorum. Yazıcıoğlu'nu arayan personelin üst düzey değerlendirme yeteneğine sahip ve şahsi telefonu olması gerekir. Bu imkan da sadece birkaç kişi de vardı."


Kaynak: KAYNAĞINDAN

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.