İŞTE BU OLMADI SAYIN MÜLKİ İRADE…


Muhammet İSPİRLİ

Muhammet İSPİRLİ

24 Temmuz 2020, 17:30

Sözüm sadece mülki idare değil, özellikle mülki irade

Zor bir süreçten geçiyoruz.

Tarih 21 Ocak 2020 Salı. Cenazemiz dolayısıyla Havza’da bulunduğumuz gün, gece TRT’nin haber bültenlerinde sonlara doğru verilen, “Çin’de Koronavirüs görüldü” haberi, otel lobisindekilere “Bu haberin ilk haber olması lazım”…  diyerek kendi kendime çıkışımı bugünkü gibi hatırlıyorum.

Ve o haber birkaç gün içerisinde dünya gündemine oturdu, 6 aydır da tüm yayın organlarının ilk haberleri ve manşetleri arasındaki yerini koruyor.

Durumun vahametiyle birlikte, Türkiye’de sinyalini vermesinin ardından Sayın Sağlık Bakanı, özellikle kamuoyunu medya aracılığıyla bilgilendirme adına süreci çok iyi yönetti, yönetmeye de devam ediyor.

Ancak mahallinde duruma idare edenlerden aynı şekilde sitayişle söz etmek şimdilik mümkün gözükmüyor.

Şöyle ki;

Erzurum’da sokağa çıkma kısıtlamaları döneminde alınan tedbirler, belediyelerin dezenfektan çalışmaları, gece gündüz maske hazırlamaları, dağıtmaları, kolluk kuvvetlerinin faaliyetleri, toplantılar, medya aracılığıyla vatandaşların bu konuda zamanlı bilgilendirilmeleri ve diğer tüm uygulamalar yerindeydi.

Nasıl ki serbestlik başladı, vatandaşlar gibi yönetim erki de adeta seleyi suya verdi.

Şehire giriş çıkışlardaki kontroller lakayt, kalabalık iş merkezleri ve marketlerde eskisi gibi sıkı kontrol yok.

İşyerleri girişlerine sadece “sahibinden satılık-kiralık” görünümünde kanıksanan A4 kağıtlara yazılmış “Maskesiz Girmeyiniz” şeklinde sıradan uyarılar…

Hastanelerde koridorlar, kan verme üniteleri ve polikliniklerin önü eski SSK hastanelerindeki ilaç kuyruklarını andırıyor; vatandaş diz dize, çocuklar yerlerde sürünüyor, hijyen koşulları sıfır ve bu durum defalarca görsellerle internet medya aracılığıyla da dile getirildi. Tık yok…

Sonrası kurallara, uyarılara riayet edilmeden yapılan kutlamalar, açılış törenleri, toplantılar, düğünler, asker uğurlamaları ve daha bir sürü sosyal aktivite

Sağlık Bakanı, şehir meydanlarına kurulan dev ekranlardan maç izletmenin doğru olmayacağını duyurdu ama bizimkiler maç öncesi bu ekranı çoktan kurmuştu.

Süper Lig’e çıktık ama stadyumdaki tedbirlerdeki tolerans, sonrası kutlamalarda belki de hapı yuttuk.

İnşallah taşıyıcılar bu topluluklar arasında olmaz da, bir iki haftaya rahat nefes alırız.

Bekleyip göreceğiz derken, Sayın Vali kendisini ziyaret eden bir meslektaşımıza bilgiyi uçurmuş erken.

Böylesi bir bilgide genel anlamda medyanın ekarte edilmesine fazla da sitem etmiyorum, çünkü ülkede gelinen nokta bu.

O günkü bilgiye göre; Erzurum’daki vaka sayısı gün içerisinde 68 pozitifle birlikte 158’e çıkmış, bunlardan 12’si yoğun bakımda, 4 hasta entübe.

25 Temmuz bugün itibariyle son durumu bilmiyoruz. Sağlık Müdürü’ne ulaşmak mümkün değil. Kendileri üst düzeydekilerin yaptıklarını örnek alarak sosyal medya hesabından vatandaşı bilgilendirme hevesinde, zaten kendini korumayan vatandaşın da bilgilendirilmesine lüzum da yok ya…

Sayın Vali, zatı alilerine yakın gazeteci aracılığıyla vatandaşa “kendinizi koruyun!” demiş, bir de ceza keserek “kimsenin canını yakmak istemiyoruz” buyurmuşlar.

İyi de Sayın Vali, bu idare anlayışıyla gelinen durum sonucunda zaten pek çoğumuzun canı yanmayacak mı?

Şöyle ki;

İkamet ettiğim sitede vaka sayısı 6’ya çıkmış. Ve görünürde hiçbir tedbir yok.

Elbette ki, vaka görülenlerin binalar, şahıslar deklare edilmez. Her binanın başına da köy yerleşim birimlerindeki gibi kolluk kuvvetleriyle karantina tedbiri almak mümkün değil.

Misal, vatandaş karantinaya girmiş, ardından dairesinde bir tadilat başlatmış ki sormayın; İyi de be kardeşim bu virüse sinek öldürücü ilaç mı sıktın? O daireye giren çıkan işçiler bilinçsizce aldıkları riski taşımayacaklar mı?

Filyasyon örgüsünü tamamladı mı? Yoksa bu işten vaz mı geçildi?

***

Bir diğer konu; şehirde temiz hastane kalmadı.

Keşke salgınla ilgili sadece bir hastane bu duruma entegre edilseydi.

Şimdi olması gereken ameliyatlar bile riskli.

Yetkilisi, ilgililer belki durumu izah edecekler ama vatandaşın kafasındaki olgu bu, bilesiniz!

***

Okullar tatil, bir araya geldiğimiz camilerimizde ise bir garip uygulama sürüyor.

Üniversite lojmanlarındaki cami imamı, vatandaşı seccadesiz içeri almazken, bazı camilerde saf mesafesi düzenli bir şekilde bantlarla oluşturulmuş, bazı camilerin bahçeleri seyyar satıcıların işgalinde.

Bazı camilerde tesbihat ve dualar devam ederken, bazılarında yapılmıyor.

Bu ne çelişkidir?

Cuma günleri için açık alanlar belirlendi, bazı camilerin bahçe ve çevreleri açıldı, yetmeyince de sonrasında iç mekanlar kurallara uygun şekilde dahil edildi.

Erzurum’a yeni müftüler atandı. Sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla, ziyaret, iadeyi ziyaretler faslındalar.

Bizzat tanık olduğum, Cumhurbaşkanımızın da hiç haz etmediği şu ziyaret, plaket takdimleri falan işlerini bırakın da, göverinize, gündem gereği ilgi alanınıza yönelin, bu konuda karar vericilerin ellerinin altını güçlendirin bari!

Vatandaş Cuma günleri kaldırımları da aşıyor artık caddelere seccade sarıyor.

Bu şehirdeki hemen bütün camilerin bir şekilde bahçesi, dış çevresi özellikle yaz aylarında dışarıda namaz kılmaya müsait.

Durumu araştırın, inceleyin, gerekli tedbirleri alın ve camileri artık Cuma vakitlerinde de ibadete açın!

Bir ara göstermelik de olsa, seccade dağıtan belediyelere de fazla bir şey demiyorum.

Sadece, Sayın Sekmen!

Ben sizin yerinizde olsaydım;

17 Temmuz Cuma günü bir basın toplantısı düzenler, yarın oynanacak maç sonucuna göre ki bu belliydi; Ortak sevince farklı bir kutlama yolu önerirdim.

Şimdi dua edelim de sayı artmasın, alınması gereken tedbirler mutlaka alınsın ve vaka taşıyan kardeşlerimiz tez vakitte sağlıklarına kavuşsun!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.