Saygılıoğlu'ndan "Büyüme Analizi"

Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu, "Gerçekten büyüyor muyuz?" analizi...

Saygılıoğlu'ndan "Büyüme Analizi"
03 Haziran 2026 - 13:59
Önceki gün TÜİK tarafından Türkiye’nin 2026 yılı ilk çeyreğine ilişkin GSYİH, yani büyüme rakamları yayımlandı.

Ülkenin ilk çeyrekte, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 ve bir önceki döneme göre de sadece binde 1 oranında büyüdüğü anlaşıldı.

Bu büyümenin hem nicel ve hem de nitel açıdan irdelenmesi gerekiyor.

 Büyümenin nicel boyutu…
Önce nicel olarak gelişmeleri ortaya koyalım.

- Özellikle 2025 yılının ilk çeyreği ile aynı oranda büyüme söz konusu.

- Ancak 2025 yılının kalan üç döneminde büyüme oranlarında ciddi düşüş var. İkinci çeyrekte yüzde 4.7 olan büyümenin üçüncü çeyrekte 3.8’e ve dördüncü çeyrekte 3.4’e gerilemesi dikkat çekiyor.

- Bu gerileme bir önceki yıla göre de devam ediyor görünüyor.

- Büyümeyi tetikleyen veya yükselten ana unsur yüzde 4.8 ile hane halkı tüketimi. Yani hane halkı tüketmiş ve ekonomi büyümüş (!)…Hane halkının büyümeye olumlu katkısı 3.4 puan olmuş.

- Bu dönemde büyümeye olumlu katkısı olan tek kalem bir önceki yıla göre yüzde 3 artış ile yatırım harcamaları. Yatırımlardan büyümeye katkı 0.8 puan olmuş. Bu yenileme, tevsi (kapasite artışı) veya modernizasyon anlamına geliyor ve gelecek için umut veriyor. Fakat bunun da oranı düşük. Ancak unutmayalım bir önceki döneme göre de yatırım harcamalarında yüzde 2.2 düşüş söz konusu.

- Bu arada büyümeyi aşağı çeken en önemli kalem de yüzde (-) 12.7 ile ihracat. İhracat kalemi bir önceki döneme göre de yüzde 7.5 düşüş sergiliyor. Dolayısıyla ihracat büyümeyi 2.5 puan aşağı çekmiş görülüyor.

- Büyümeyi olumsuz etkileyen ikinci kalem de yüzde 2 düşüş ile ithalat. Bu da bir önceki döneme göre yüzde 3.9 küçülmeyi ifade ediyor.

 Büyümenin nitel yönü…
İktisat öğretisi; ekonomide sektörleri tarım, sanayi, hizmetler diye ayırır ve ona göre analizler geliştirir.

Büyüme de bu sektörlerdeki gelişmeleri üçer aylık veya yıllık periyotlarla ortaya koyar.

Gerçek büyüme aslında tarım ve sanayideki üretim artışıdır; yani bir önceki döneme göre üretilen malların miktar olarak artması anlamındadır. Özellikle de katma değeri yüksek olan malların miktarındaki artış büyümeyi de nitel olarak olumlu etkiler. Bir saat üretimi ile bir TIR dolusu hazır giyim ürünü geliri aynı ama katma değer ve nitel büyüme elbette ileri teknoloji ürünlerindedir.

Bu noktada hizmetler sektörünü küçümsüyor değiliz. Elbette üretilen malların piyasaya sürülmesi, ticareti, taşınması, pazarlanması, depolanması da katma değer yaratan hususlar. Ancak öncelikle üretmemiz gerekiyor.

Biz ne yapıyoruz?... Üretmeden tüketmeye çalışıyoruz. Tarlada, fabrikada üretmek yerine bunların ticaretini öncelikliyoruz.

Bu gerçek varken bir takım çevrelerin adeta siyaset yaptığını görüyoruz. Bakan veya siyasi çevrelerin bunu yapması normal; ama iş dünyasının, sivil toplum ve meslek kuruluşlarının daha gerçekçi olması gerekiyor.

Rakamları eğip büküyoruz; kendimize veya mensubiyetimize göre çarpıtıyoruz.

Örneğin;

- 23 çeyrekten beri büyümemizi sürdürdüğümüzü rakamlara yukarıdan bakarak söylüyoruz.

- İşin kolayına kaçıp yanı başımızdaki savaşa, jeopolitik baskılara ve enerji maliyetlerine sığınıyoruz.

- Son çeyrekte büyüme sergileyen tarım sektörünü öne çıkarmayı yeğliyoruz.

- Oysa yapısal sorunlara bürünen seneyi sektöründeki daralmayı da küçülmeyi görmezlikten geliyoruz.

- Daha da acı olanı, dövizi baskılayarak ve dezenflasyon programı için Türk Lirası’nı değerli tutarak milli gelirimizin 1.6 trilyon dolara çıktığını ilan ediyoruz. Bu vesileyle o zaman kuru sabitleyelim, gelecek yıl 2 trilyon dolar ile üst gelir grubu ülkeler arasına girelim diyoruz.

Açıkçası nitel bir gelişim yerine sanal ve sahte değerlendirmelerle ciddi zaman kaybediyoruz.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum